Garipbeden
İnsan bedeni bazen huzurlu bir evidir, bazen ise içine hapsolduğumuz perili bir köşk olabilir. Rose Keating’in Garipbeden’indeki on bir öyküde bedenler durmadan değişir, çözülür ve başkalaşır. Bir kadın beraber yaşadığı hayaletle sağlıksız bir ilişki sürdürür. Bir garson kahvaltı servisi sırasında yumurtlayıverir. Bir kadın sırtından tüyler çıksın diye estetik ameliyat olur. Ve her şey, olması gerekenden biraz daha tuhaf bir hâl alır.
Keating’in karakterleri arzularıyla, bedenleriyle ve birbirleriyle kurdukları ilişkilerde giderek yabancılaşırken grotesk olanla duygusal olan, kara mizahla kırılganlık yan yana gelir. Beden korkusu ile edebi kurmacanın kesişiminde duran Garipbeden, kadın olmanın bedende bıraktığı izleri, dönüşümü ve yabancılığı tekinsiz olduğu kadar eğlenceli bir yerden kuran çarpıcı bir ilk kitap.